Yankı

٢٧ رجب ١٤٤٤

 

 

YANKI

 

ben ben

ken ken

dim dim

belki echo gibiydim

ama başı açık mavi evlerden

sarkan bir vah vah da değildim

 

dişlerim kamaşana dek yürüdüm binaların uzun

bağırtıların çok uzun öğürtülerin olduğu yere

bilindik şeymiş diye ufalanan günlere

konuşulan bir bayram sabahı buldum

dudaklarıma bıraktığın firdevsten olsa en gerek

geçemez olurdum şu sanırsın on beş atlının içinden çaldığı piyanolardan

geldimse de cennet ağaclarının oraya, kalabalığa.

gizemli bacalar da vardı apartmanlarda

dolaşır o endamın altında gizliyse kadınlar da.

 

kadınların her şeyden aldığı bir şeyle döner dünya

peki yangının neden çıktığını bilmeyen bir çocuk da böyle gizlidir

giz açığa çıkmak isteğinden onludur

gizli olan bu dünyaya dayanamazsa pay alır

herkesten bir parça, bir parça o herkeste

seslenir utanarak, ben ben, diye

sesi insanı kovalayan bir yankı

sesi bildiğiniz gibi olmayan şey

korku verir bacalara

ve

onlar da eyninde yük sayarak binaları

seslenir, sesi her şeyden bir parça ile içinde debelenir.

 

yankıya cevap veren

o

isli bir fışkı

kanı rahatsızlık veren

kana karışınca göğse gerginlik eden

anlaşmasını sonunda sonu da olsa giz

imzalar kedilerle bunu bozuk bir lisanla

kızlar oğlanların dilinden anlamıyorsa bundan

giz ve kızın o başka yerde duruyorsa

bundan ıslaksa açık renklilerin saçları, pantolları gerginse.

gözükmeyen bir sır, demek ki herkesin bildiği bir şey

herkesin hayalindeki o başka

bu bir başka diye bulduğu echoda bir benken

görünmeyen, duyunmayan, bilinmeyen bir isle avuturken dünyayı

karalamak için kalem tutuşturuldu elime

bundan yazım kötüymüş

anneme sordum, benim hiç günahım yok

ben kendim benkendim

dedim, ben hiç yalan söyler miyim.

Yorumlar