Şahitlerin Tanıkları ve Pit Kareli Güneş Paneli

 ٧ ربیع الاول ١٤٤٥


o, köy evinin balkonunu yıkayandı
balkonun mermerlerinden geceye kadar serinlik çıkartan kokuyu
minderlerin üzerinde bana uyutandı.
kerpiç evlerin yanakları kadar
kırmızı
kardeşi aklının köşesinde bir kızı hatırlatan.

bağçe yolu,
yalancı bir akraba sesi,
bunları biriktirendi.
ve
kendi kendinden kurtulmak isteyen bir sobaydı.

her çocuk gibi huysuzdu
her kendine bakılmayan gözden bir
her üstünde gezinen göze bir huysuzluk çıkarırdı
her çocuk
büyüklere benzemeye başladığı zaman huysuzluğu bırakırdı
bu ancak çocukluğu bırakmakla olurdu.
sobaların yakılarak yakılmadığını bilenler
deli midir nedir dediler
çünkü sarihtir hakikat
ayıplanacak şeyler olmazsa ayıplanacak olunurdu
 
o, köy evinin balkonunu yıkayandı
beni katsız
yani kesiksiz,
günahsız gibi gözükmeyen
içinden ve dışından olan
balkonunda yıkayandı.
beni soğuk yorganların altında
bembeyaz ve günahlı uyutan
sis çıkınca şehrin önünü kapatan
aklımda çeşmeler dolusu
çeşmeler şırıltısı
güneşler uyandırandı
kızlara
beni -şehirden geleni-
eliyle gösterendi
çünkü şehrin katları
ve kesikleri birer günahtı
köylülük;
oradan çalınca hiç çalınmamış sayılırdı.

yorgun evleri biraz daha ezen
odunları yeşerten o ufak şapkaları evlerin.


Yorumlar